Öztürkmen, suyun yaşamın temel kaynağı olduğunu belirterek, “Artan nüfus, iklim krizi ve bilinçsiz tüketim nedeniyle su kaynaklarımız hızla tükeniyor. Geleceğimiz bir damlada saklı” dedi.
KÜRESEL SU KRİZİ
Dünya genelinde yalnızca yüzde 2,5 oranında tatlı su bulunduğunu belirten Öztürkmen, “700 milyondan fazla insan temiz suya erişemiyor. 2050 yılına gelindiğinde dünya nüfusunun %40’ı ciddi su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalacak. Suyun yüzde 70’i tarımda, yüzde 20’si sanayide ve yüzde 10’u evsel kullanımda tüketiliyor” ifadelerini kullandı.
TÜRKİYE’NİN SU DURUMU
Türkiye’nin su açısından “su stresi” yaşayan bir ülke olduğunu söyleyen Öztürkmen, “Kişi başına düşen su miktarı yıllık 1.300 m³ ile kritik eşik olan 1.700 m³’ün altında. Mevcut potansiyelimizin 112 milyar m³’ünden 74 milyar m³’ünü kullanıyoruz ve bunun yüzde 77’si tarımsal sulamaya gidiyor. 2030 yılına kadar su kaynaklarımızın yüzde 20 oranında azalacağı öngörülüyor” dedi.
GAP BÖLGESİ VE TARIMDA SU KULLANIMI
Türkiye’nin en büyük kalkınma projelerinden GAP bölgesinin su yönetiminde stratejik öneme sahip olduğunu belirten Öztürkmen, “Türkiye su kaynaklarının yüzde 28’i GAP bölgesinde bulunuyor. Modern sulama sistemlerine geçiş, su tasarrufunu %60 artırırken tarımsal verimliliği yüzde 40 yükseltiyor. Yanlış sulama, toprak tuzlanması ve çoraklaşma risklerini tetikliyor” uyarısında bulundu.
İKLİM KRİZİ VE KURAKLIK
Son 50 yılda ülkemizde yağışların yüzde 20 azaldığını aktaran Öztürkmen, “Yeraltı su tüketimi kendini yenileme hızını yüzde 70 aştı. 2040 yılında kişi başına düşen su miktarının 1.120 m³’e gerilemesi bekleniyor. Suyun fazlası felaket, azı kıtlık demektir. Her damlayı planlı şekilde depolamak ve akılcı bir su yönetimi uygulamak zorundayız” diye konuştu.

0 Yorum